göldalı Köyü,irişti,Kars arpaçay göldalı köyü,Terekeme,karapapak,Kubilay şahin,Burhan Görken,kaz eti,çeçil peyniri,Çıldır Gölü
Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

Eklenti Kur
Radyo Radyo

Göldalı köyü için yapılmış Alternatif site
www.goldalikoyusitesi.tr.gg

Buradan Vimeoda bulunan videolarımızı izleyebilirsiniz...
Burhan Görken Video Burhan Görken Video

Siyasal Birikim Gazetesi
Mustafa Küpeli
Siyasal Birikim Siyasal Birikim

Siyasal Birikim 
Ulusal Haber Portalı
BİRİKİM BİRİKİM

Salih ŞAHİN'in  Kars´ta yayınlanan yerel gazetesi 
ÖLÇEK GAZETESİ ÖLÇEK GAZETESİ

Milliyet Gazetesi
MİLLİYET MİLLİYET

SERHAT 
BİRİKİM
SERHAT BİRİKİM SERHAT BİRİKİM

Arpaçay Kaymakamlığı
web Sitesi
ARPAÇAY ARPAÇAY

İnternet Haber sitesi
İnternet Haber İnternet Haber

Kafkas Haber Ajansı (KHA)
Kafkas Haber Ajansı Kafkas Haber Ajansı

ÇILDIR MANŞET

ÇILDIR HABER ÇILDIR HABER

Çeşitli Bilgiler Çeşitli Bilgiler



CanlıCanlı Yayın Yayın
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
İletişimİletişim Formu Formuinfo@
Memurlar Memurlar

BASINDAKARS GEZİ NOTLARI 2

dogubayazitkarscollages

ROTA: DOĞU ANADOLU
5. gün

Güneş çoktan doğmuş, gökyüzünde epey yol almışken; bize göre her ne kadar erken bir saat olsa da uyandığımızda otelde turistlerle birlikte üst kattaki salonda kahvaltımızı yapıyoruz.

Sıkı bir kahvaltı ardından otelden ve kentten ayrılıyor; Iğdır’a yol alıyoruz. Güzergahımızda hayatımda gördüğüm en heybetli doğa harikasını aramızdaki kilometre farkına rağmen tüm haşmetiyle izliyoruz!

Ağrı Dağı, yol boyunca ardımızdan kaybolması bir saati bulan bir heybet timsali… Türkiye’nin sönmüş volkanik dağlarından Ağrı Dağı 5165 metre yüksekliği ile ülkenin en yüksek dağı olup aynı zamanda İran ile Iğdır arasında sınır teşkil etmekte.

Ağrı Dağı jeolojik konumu ve büyük tufandan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağı’nın farklı dillerde bir çok ismi vardır; Ararat, Kuh – i Nuh, Cebel ül Haristir. Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirilmiş.

Hz. Nuh’un gemisinin burada karaya oturduğuna dair birçok ulustan bilimadamları iddialarda bulunsa da güzel ülkemin basiretsiz yöneticileri halen bunu turistik bir avantaja çevirmekte aciz davranmakta…

Halbuki iddia edilen noktaya temsili bir gemi yerleştirilse, bu noktaya da teleferik hattı inşa edilse yapılan yatırım kendini aynı yılda amorti edecektir.

 

dogubayazitigdirkars

Iğdır’a vardığımızda Ermeni mezalimi için dikilmiş dikine bir süngü tasvirindeki “Soykırım Anıtı” Ermenistan’daki sözde anıta karşılık bir cevap gibi… Bu hat boyunca sınıra teğet giderken Ermeni sınır karakollarını görmek mümkün. Iğdır’ın en belirgin özelliği bu yüksek coğrafyadaki alçak kesimi ve verimli toprakları ile yemyeşil bir cennet adeta…

igdir1

TARİHE TANIKLIK EDEN BİR KRALLIK KENTİ

Tuzluca’dan yola devam ettikçe Ermeni sınırı doğal yapısıyla cezbediyor… Kars sınırına vardığımızda Digor mevkiinde jandarmanın kimlik taraması bu ıssız yollarda biran güven veriyor.

Yaklaşık 2 saat sonra İstanbul’dan babamın arkadaşı Turgay Abi’ye uğrayıp kent gezisi için bilgi alıyor, soluklanıyoruz. Hoş sohbet bir insan, çarpıcı hikayeleri ve kendince tarih bilgisiyle Kars halkının etnik profilini çıkarıveriyor. Azeri kimliğini ön plana çıkarmadan da edemiyor muhabbet arasında…

agri-dagi-efsaneleri

Kars merkezini gezmeden önce ünlü ören yeri Ani Harabeleri’ne gitmeyi planlıyoruz. Bu harika ören yeri Ermenistan sınırında bulunuyor. Daha geçen yıla kadar askeri bölge içerisinde yer aldığından gezilerin izinle yapıldığını hatta çekim yapmanın yasak olduğunu tur planı öncesindeki araştırmamda öğrenmiştim. Merkezde jandarma izni artık gerekli olmadığı ancak ören yeri girişinde aranabileceğimiz konusunda uyarılıyoruz.

Ani’ye doğru yola çıkıyoruz, bize eşlik eden dört otobüs dolusu turistle beraber uzun bir araziye yayılmış surların önüne vardığımızda askeri birlikler rutin bir kimlik kontrolü yapıyor, elimizdeki kamera ve fotoğraf makinalarına ise müdahale etmiyorlar. Bizim için büyük bir şans olarak görüyoruz; anlaşılan o ki turizmin kalkınmasına yönelik bir kararla sıkı kontroller ve izinler kaldırılmış. Ancak sınır bölgesi olması nedeniyle gezinizi 17:00’den sonraya bırakmamalısınız.

ani14

Surların ardını merak ederken kapısından içeri girdiğimiz anda koca bir şehre ait kalıntıların dağıldığı arazide rotamızı çiziyoruz.

Ani Harabeleri için özetle söyleyebileceğim tek şey; hayatımda gezmekten keyif aldığım nadir ve kendine has cazibesi olan başlıca ören yerlerinden biri… Balgat Krallığı’nın topraklarını gezerken vadiyi yararak akan nehrin karşı kıyısında ise Ermeni sınır karakolları yer alıyor. Doğa sınırı çizen nehrin üzerinde yer alan köprü ise havaya uçurulmuş.

Ocaklı Köyü yakınında,Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay nehri kenarında konumlanan kentin kuruluşu M.Ö. 350-300 yıllarına dayanıyor.

Ani, Hristiyan Ermeni inanışınca kutsal sayılıyor. Şehirde, Selçuklu eserleri ile kiliseler yan yana hatta iç içe duruyor. Adını İran, Eti ve Roma tanrılarından aldığı söyleniyor. Milattan önce bir kale kenti olarak kurulan Ani, 10. yüzyılda Bagratoğulları sülalesinden Ermeni hükümdarlara başkentlik yapmış. Kendisini zapteden kavimler tarafından defalarca yenilenmiş ve askeri amaçla kullanılmış olan kent, 1064 yılına kadar Bizans’ın yönetiminde kalmış ve bu tarihte Selçuklular’ın eline geçmiş. Konumu açısından İpek Yolu geçişinde olması ticari ve askeri bakımdan önemini bir kat daha artırmış.

hpim0141

Şehir defalarca görmüş olduğu saldırılar ve depremlerden dolayı harabe haline gelmiş. Kentin merkezindeki Ani Katedrali en büyük eserlerden birisi. 1001 yılında Yunan haçı planında yapılmış olan katedral 1064′de Alparslan tarafından camiye çevrilmiş.

Doğu yönünde Arpaçay’a inen kayalıkların eteğinde Prens Dikran Honents‘in yaptırdığı Surp Kirkor Kilisesi bulunuyor. İçi fresklerle süslü kilise oldukça iyi durumda. 1036 yılında yapılmış Surp Pirgiç (Halaskar) Kilisesi ise yörede Keçeli Kilise diye de biliniyor.

1038′de yapılan Surp Hovannes (Apostol) Kilisesi’nden günümüze pek bir şey ulaşamamış. Kuzeybatı tarafında aynı adı taşıyan üç kilise bulunuyor. Bunlardan Surp Kirkor Abugamrents Kilisesi 994′de yapılmış ve Aziz Kirkor Lusaroviç’e adanmış. Kentin ortasındaki kervansarayın ise ancak kalıntısı günümüze kadar gelebilmiş.

Karşı tepelerdeki Ermenistan topraklarındaki buldozerlerin hareketliliğinin sebebini daha sonra şehirdeki araştırmamda öğreniyorum; Ani şehri Ermenilerin kutsal gördükleri tarihi kentleri ve bu kentin aynısını kendi topraklarına kurmayı planlıyorlarmış. Diğer taraftaki toz toprak içerisinde geçen çalışmalar da ülkenin taş ocaklarına ait… Kamera ile uzaklara yaptığım yakınlaştırma sayesinde karakol kulelerindeki Ermeni askerleri rahatlıkla görebiliyorum.

Bütün ören yerini dolaşmamız yaklaşık 2 saatimizi alıyor, çok açık bir arazide yazın kavurucu saatlerinde gezdiğinizi unutmamanız gerekiyor; yanınıza yeteri kadar su almanızı hatta birşeyler atıştırmış olarak geziye başlamınızı öneririm.

KARS’IN COĞRAFYASI VE ŞAHSINA MÜNHASIR İNSANLARI

Tatlı bir yorgunluğu üzerimizde bırakan bu eşsiz gezinin ardından mutlu olduğumuz kadar toz ve kir içerisinde kente varıp doğrudan otele gidiyoruz. Japon, İtalyan ve İspanyol turist kafilesiyle birlikte kaldığımız 4 yıldızlı Sim-Er Otel’de sıkı bir pazarlık ardından turist tarifesinin yarı fiyatına anlaşıyoruz.

hpim0140

Otel lobisinde turistlerin bavullarıyla ilgili berboya İngilizce söylediklerini berboyun Kürtçe cevap vermesine karşılık giriş işlemlerini yapan resepsiyondaki iki görevliden birinin; “Kaç defa şuna Kürtçe cevap verme dedik!” serzenişine diğer görevlinin kendince sempatik üsluptaki “Eee, huyudur!” cevabı bir anda kahkahalar atmamıza sebep oluyor.

Kars insanı coğrafyasından etkiyle doğal olarak biraz soğuk ancak gayet sempatik insanlar, sohbet ettikçe açılıyorlar ve candan tavırlarını hemen farkediyorsunuz. Kent gezisi öncesi duş alıp kir ve tozdan arınmış olarak yeniden keşfe hazır hale geliyoruz.

Kent merkezini turlarken Osmanlı’nın çöküş ve savaş yılları boyunca defalarca el değiştirmiş kentin bu anlamda farkı ilk dikkatinizi çekecek nokta; yapıların mimarisi, şehir planı hatta tarihi öğeler size yurtdışındaki bir şehri geziyormuşsunuz hissi verebilir.

KENT MERKEZİNDE GEZİMİZE BAŞLIYORUZ…

İlk gezi noktamız Kars Müzesi’nin bahçesindeki bembeyaz vagon farklı görüntüsü ile Sibirya Ekspresi’nden bir parça gibi duruyor. Müze içerisinde Ani Harabeleri’nden çıkarılan M.Ö. ve M.S. eserleri inceleyerek büyüleyici kent hakkında bilgilerimizi bütünleştiriyoruz.

Hamam ve köprüleri dışarıdan gezdikten sonra yeni müze olarak da anılan Havariler Kilisesi’ne kısa bir ziyaret yapıyoruz. Kars Kalesi’ne çıkmak istiyorum ancak ne yorgunluktan yürümeyi ne de dik sokaklardan araçla çıkmayı gözüm kesmiyor. Tam da bu sırada köprünün üzerinde aracımızı parketmiş, kaleye bakarak çıkıpla çıkmamak arasında kalmışken yanımıza gelen bir küçük arabaya göz kulak olabileceğini söylüyor; kale yolu çok dik ve dar yokuşlardan oluşuyormuş ve yürümek daha elverişliymiş… Tam da bu sırada havada kara bulutların varlığı ve hafif bir yaz yağmuru öncesi toprak kokusu kararımızı verdiriyor, belki bir kış günü beyaza bürünmüş şehre panoramik seyir için yeniden ziyarete bahanemiz olur.

62708616_niqmphjg_kars3346

Kalenin arka yolundan devam ederken Kafkas Üniversitesi’nin kampüs binalarını görebilirsiniz. Akşam vakti de yaklaşırken yemek vakti diyoruz, Bizim Lokanta’da doğunun taze etinden döner tercihimiz oluyor. Bu kentin asıl keşif mevsimi kış olduğundan o mevsimde geleceklere herkesin tavsiyesi kaz eti olacaktır. Zaten seyahatimiz boyunca Kars ve çevresinde bütün köy yollarında kaz sürüleri gördüğümüzü özenle belirtmeye gerek yok.

KAZ SÜRÜLERİNE KARŞI DİKKATLİ OLUN!…

Rus tankı misali kafaları yukarıda ve askeri nizamda ilerleyen kazları sevmek ya da kovalamak için aracınızdan inmeye kalkışmayın. Köpek kadar bir evin koruyucusu sayılan kazlar oldukça saldırgandırlar, dillerini dışarı çıkararak tıslamaya başladıklarında ise hemen ordan uzaklaşmanız için son ultimatomu verdiklerini de anlamanızı isterler. Bu tatlı sert hayvanların semizlenmesinden sonra kışın halkı kara gömdükleri yağlı kaz etini pişirirler. Batıdaki lüks restoranlarda kaz ciğeri tadımını pahalı bulanlar yolları bir kış günü buraya düşerse bu lezzeti tecrübe edebilirler.

Kars’ta diğer doğu illerinden farksız olarak yemek mekanlarının az olmasını garip buldum. Bu bölgelerde çok ünlü restoranlar bulmayı beklemeyin diyorum ancak bu satırları yazdıktan yıllar sonra yöresel yemeklerin tanıtımı adına turizm yatırımların artmasını umut ediyorum.

hpim0160

Kentin muntazam sokaklarında gezdikten sonra yorgunluğumuzu kalenin yakınındaki bir çay bahçesinde atma niyetindeyiz. Ağaçlar içerisinde gizli bahçe misali çok hoş bir dinlenme mekanı… Gelen çayların yanında kaşığının olmaması üzerine çaycıya seslendiğimizde elinde çay kaşıklarıyla gülerek gelen vatandaş “Abi buralarda kimse çayına şeker katmaz, kırtlama içerler çaylarını; siz turistsiniz anlaşılan” diye özür mahiyetinde açıklama zaruriyeti çekiyor… Masadaki şekerliğin kapağını kaldırdığımızda iki sene evvelki Erzurum seferimiz akıllara geliyor, ne de olsa ilk kırtlama şeker keyfini orda yaşamıştık.

Bu hoş anıdan sonra hava da yüzünü karartmaya başlıyorken otele dönüyor ve seyrü seferimizin diğer seferlere kıyaslı kritiğine otel lobisinde devam ediyoruz


YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0264

Site Yönetimi: Burhan Görken , Kubilay Şahin
Göldalı Köyü Web Portalı http://www.goldalikoyu.com

Tam Ekran